04.30.06
pazarsal günsel..
birdost bak. insanların sorunları olması gerekmiyor intiharetmeleri için. mutlu edecek birşey bulamamaları ve hayatın monotonluğuna bir başkaldırış olarak intihar ediyorlar ve ya teşebbüste bulunuyorlar ve birden hayatlarına ekşın geliyor. işte bu senin istediğin şey :) ama demiyoruz ki ekşın için intihar edelim. (örnek olmayalım) ekşın için yapabileceğimiz şeylerin bir listesini çıkaralım istersen;
- ufak yeğenle çarpışan otomobillere binmek
- elimizde bir et parçasıyla koşmak arkamızda köpek olmalı
…
böle uzar gider. herkes kendi ekşınını kendi bulsun. ben çarpılmaya gidiyorum.
04.29.06
banner için hepatit ze arkadaşıma çok çok teşekkür ederken kıskananların çatlamasını öneririm.
04.26.06
bir önceki postta ki yorum için ; bu kadar beni anlatan bir başka yazı olmazdı herhalde. çok teşekkür ediyorum faruk. herkes okusun ya, işte aynen bende böyle şeyler söylemek istiyorum sağolsun(n.bekiroğlu) hazırı varmış söylememe gerek kalmadı :) burdan buyrun…
insanın hayatında hep bi dönüm noktaları. hayatlarını tamamen değiştiren insanlar, olaylar, gelişmeler, herşey… bir anda tüm hayatın gidişatı değişir hani belki bu bir aşktır belki bir ölümdür.. ölüm de olsa ayrılık ta olsa hepsi bir yeni başlangıç işte. tabii ki hani Onu hiç tanımamış gibi devam edemiyor hayat. onunla ilgili birşey duysanız, görseniz içiniz cız ediyor. hani nerde sözleri diyorsunuz. ölümle ayrılmış olmak belki de en iyisi. onun sizin olduğu zamanlar sadece aklınızda kalır ve mutlu olunur. ya aslında hiç düşünmemek gerekiyor. ben düşünüyormuyum? belki arada bi… ama şu düşüncede içimi kemiriyor.. bre mer seni sevmeyeni ne sevicen ya… evet evet afferin mer.. süpersin…
aşk… sevgi… hepsi çok kolaymış… unutmak… daha da kolay… ama Rabbim biliyor hayırlısını. ve gün gelecek verecek… işte bu kadar…
birine birşey dersiniz… o dinler.. hak verir vermez falan… sonra sizi bu düşüncenizden vazgeçirmek için imalı yollara başvurur ya… aslında sorsanız bu düşüncem iyi mi hoş mu? evet der ama içten içe bazı söylemlerinde öyle şeyler der ki… e siz de aptal değilsinizdir ve anlarsınız imaları. neler denmek istendiğini… ah… böyle şeylere başvurulması beni deli ediyor. başvurmayalım vuranları uyaralım…
aracısız katıldım evrenin süre giden yaratılşına.
büyük ve güzel ne varsa hepsinde var oldum.
sabahın erkeninde gül dolu bahçe de kayboldu yolum…
04.25.06
jemer
küçük,miniminicik parmağım gerçekten çok acıyor. ama çok güzel birgün yaşattı je bana. :) çağırın size de yaşatsın :p
msnde hadi dedim buluşalım gezelim. yok dedi ödevim var. ama ben adım gibi biliyordum akşama kadar boş durup akşam ben çıkıyorum ödevim var diyecekti. ve bana hak verdi ve tamam dedi. cevahir alışveriş merkezinde buluşacaktık.20 dk beklettim :) daha 40 dk borcu var bana. neyse herzaman ki gibi je hanım ayakkabı alacaktı. gene alamadı :)
koca alışveriş merkezinde döndük dolandık( bu arada puma yok çok kınadık cevahiri) ve yemek seçmek ölümdü bizim için. kaç kere döndük ve yiye yiye (evde daha da güzelini yapardık) makarna yedik. ikimiz toplam bi paket makarna yememişizdir ama saydık paraları bi seferlik :) annelerimiz duymasın. hani değişiklik oldu işte :) neyse…
sonra napsak napsak gene kararsızdık. je gene ayakkabı alabilmk için profiloya gitmek istedi bi kaç kere tamam dedim ama vazgeçtim :) sonra önümüze eminönü otobüsü geldi bindik işte. je maşallah çok maceracı bi insan. eminönünde indiğimizde bilmediğimiz sokaklardan bilmediğimiz bi yere çıkmak istedi. ama kutluyorum burdan çıktığımız yer sultanahmetti. teşekkürler je…
orda bi özsüt falan sonrasında evimize doğru yol aldık…
bugün öğrendiğim en önemli şey ise ; bankamatikten para ödeyebilmek.. :) hemde şifre kart olmadan. ya ben hep bekleridim… je beni büyük bi dertten kurtardı. ah diyorum gene kredi kartı borcum gelse de gidip ödesem.. çok heveslendim yau.. :)
je hanım hakkında son not ; sesi çok güzel :)
son değilmiş notum. :) aklıma geldi :p
je hanım koca alışveriş merkezinin önünde sek sek oynadı. tutamadım kendisini. birdirbir oynamadığına şükür ediyorum.. :)
ve bir küpeler almışız.. süper.. en kısa zamanda resmini çekip koyarım. böle çok şeker mini mini birler gibi. ufak ufak kurbağalar. ıy görseniz yersiniz :p
04.24.06
ufff
ne gıcık bi dünya bu ya… ya da en gıcık benim galiba… çok fazla sıkıldım ve benim bir kedim bile yok anlıyor musun? he anlıyor musun dostum ha? senin işin ne biliyor musun? bazı şeyleri bahane edip bazı şeylerden kaçmak… uuu gelecek çok zooor.. ama gelecek birgün gelecek.. sen ne dersen de.. ve sen ne kadar sabırsız olursan ol… uf mer… gelsin diye bekleme öl gitsin…
hıdrellez akşamı tuz yiyip yatar ve gece rüyada birinden su aldığını görürsen, suyu veren kişinin ileride evleneceğin kişi olacağı rivayet edilir.
yapmazsam çatlarım…
(tarih : 5 mayıs’ı 6 mayıs’a bağlayan gece)
04.23.06
evet je. sayesinde bi anım aklım geldi. hemen yazayım dedim taze taze anı dinlemek isteyen ? :p
şimdi ben küçükkene çok da değildim gerçi böyle bana ablalarım ve annem birşey yapmamı söylerlerdi bende istemezdim mesela( genelde bişi yapmak istemem ben) işte böyle hep bir ağızdan tezahurat yaparlardı “aslan merve, aslan merve diye. hemde şöyle vurguyu da belirtiyim as-lan mer-ve böle bi heyecanla. tabi bende yapardım hemen. neden bilmiyorum 2likten midir nedir. neyse… şimdi bunu duyan je hanımın söylediklerine kulak verelim ;
mer: aslan merve aslan merve diye hepbirağızdan söylerdi böle
je.: ahahhahaha
je.:gerçekten mi süper ya
merve: he gerçekten
je.: aaaaaaaayh
merve: gülme be anım bu benim
je.: çözdüm seni be mer
nası anladım nasıl gaza geleceğini
ahahahhaha
ama lütfen geçmişte kaldı bu haller.. gelmeyin üstüme. kaplan deseniz istemeden birşey yaptıramazsınız bana.. :)
Dücane Cündioğlu – Hakikat ve Hurafe kitabından bir kaç altı çizilmiş, not alınmış cümle, paragraf.. vb..
huzurlu olmak, sakin olmak hali, ancak değişene iltifat etmeemekle,geçici olanı süpürüp atmakla,sabit ve muhkem izlemekle, özlemekle elde edilebilirdi.
adam yerine konulmak adına, adam olmayanları adam yerine koymak ne de acı.
sizlere susmanızı, ağzınızı kapamanızı, uslu uslu yerinizde oturup hiç birşeye karışmamanızı öğütleyenlere kulak asmayın,süpürün hepsini gitsin…
deli sevdaların delirmekten çekindiği bir esnada…
yürek ister kınanmayı göze almak ve dahi kınayanların kınamasına aldırmamak..
aklı elde edememiş, aklının sınırlarını teftişe çıkmamış, çıkamamış kimsenin aklı terkedip kalbin peşine düşmesi sanıldığı kadar kolay değildir…
günün anlam ve önemine binaen…
çocukluğumuzdan bahsedelim. hatta yıllar önce ki bugünlerden… mer sabah kalkar annesi ütülemiştir beyaz pileli eteğini ve kırmızı üniforma gibi ceketini. e tabi beyaz muz ( :p) çorap ve beyaz mini mini ayakabıları ve kep gibi bişi(baret demişlerdi zamanında) mer hazırdır. hop bi sn. trampetim nerde.. çubuklarım.. ım.. süperim der mer… ve ahmet rasim i.ö.okuluna doğru yol alır annesiyle tabii ki. sonracıma arkadaşları halkoyunları ve daha nice acayip danslarla sahnedeyken mer köşesinde trampet çalar. çaldığı parçalardan bi potpori yapalım hadi ;
_ beşparaver beşparaver beşpara yoksa onparaver
_ taze de pişmiş fasulye yeha yeha yeha… (ayh çok komik)
işte böyle süper şakılar eşliğinde ( tabi söylemiyoduk bunları. sadece ritim için) 23 nisanımız geçerdi. e sonra demin tv’de gördüm böle dans eden çocuklar yabancılar falan. çok güzel kıyafetleri vardı. işte burda bi itirafın tam zamanı. ufakken ama gerçekten ufaktım onları izlerdim aynı yaptıklarını yapmaya çalışırdım. şimdi ki danslarda ki tüm becerikliliğim(!) bundandır işte. :)
düşünüyorum da…
sevgi bu kadar kolaymıydı? (5harf) olmamalıydı belki ama kolaydı işte. sevmemek daha zordu belki de bazıları için. sevmek için bir nedene ihtiyaç yoktu, onun yaratılmış olması bile yeterliydi. ama boşuna nedensiz sevmemezlik yapılamazdı. yapılmamalıydı.
kimi sevmiyorum ya ben. birini de sevmiyim artık diyorum. bulamıyorum…
bi kere de de ki mer ;
_ şunu sevmem, bunu yapmam vb..
insanın bir takıntısı da olmaz mı ya? (çikolata dışında) bulsana bi tane mer. takıntılılar için ben takıntısız biri olarak takıntılı kelimesini kullanırım. ama belki de o takıntılılar eminim kendilerinden prensiplerinden ödün vermeyen insanlar toluluğu diyerek bahsediyorlardır.avutun canım kendinizi…
taktım ben bu takıntılara… :p
04.22.06
yoğun ısrarlar sonucu kendisi artık aramızda… biz burda olduğumuz sürece onun da burda olmasını istiyoruz. ben gidince farketmez o da gitsin. :)
sevmediğini, sevmeyeceğini bile bile sevmeye başlamak… sevmiyorum ki dersiniz ama onunla konuşmaktan ona bakmaktan ince ince içten haz duyarsınız. sorsalar size yok öle bişi daha neler dersiniz ama o ince ince içinize işlemeye devam eder. ilk görüşte aşk değildir bu , zamanla içe yerleşen bir duygudur. tam bir sevgi midir?. sanrıım karşılıklı olursa değerlenir. ama yine de hiç sevilmemesi gereken birini sevmeye başlamak çok kötü… ne oluyo olm sana der insan kendine.. ve kendine gelmenin vaktidir o an.
sonra kendini izlemeye başlar insan. ona bakarken neler hissettiği düşünür. bakmanın derdi farklılaşır. bakış sevgi ile olunca yeni yeni sevilecek şeyler bulunur.
insan izler ya kendini. aslında kendini tanıyamaz fazla. hep bi gözlem içerisidedir. o artık kendinden geçmeye başlamıştır ki o hayattan geçmek ister sevdiğiyle…
ve o anda aşık olduğunuzun farkına varırsınız. aşık olmak isteme istemeye nasıl aşık olunur demeyin. olunur…
sevgi 5, aşk 3 harf hangisi daha kolay ?
biz zoru sevelim di mi?
04.20.06
keyifli olmak, keyifsiz olmak… işte bütün mesele bu :p yok yok mesele nedir biliyomusunz bence. keyifli olmayı istemektir ya da istememektir. ben bir 2 olarak mı böyleyim bilgilendirin beni ama zannetmiyorum. çevredeki şu hallerinden yakınan insanlar şükür edip şöyle güzel güzel mutlu olmayı isteseler, yau keyifliyim herşeye rağmen deseler.. sanki herşey güzel olacak gibi geliyor bana. yok mu benden başka. var var görüyorum çevrem de böyle insanlarda. e işte. demek ki olabiliyor. bunu hasta olmakla veya olmamakla bile bağdaştırabiliyorum. ne biliym başım ağrıyo ağrıyo diye diye ben ağrıtırım başımı . :) ne var ki yani. ne demişler.. böle bi laf vardı. beynimiz o kadar aptal ki ne desek inanıyo.. :p işte aynen diyelim mutlusun beyinciğim çok tatlısın şekerci mi baban senin falan. hemen mutlu olur o. hele bi deneyelim dimi? :)
bu keyif meselesinden sonra canımı sıkan birşeyden bahsetmek de pek uygun olmayacak ama :) neyse… kalabalık cadde,sokak vb. ortamlarda sigara içenleri kınıyorum burdan. hep de böyle tiplerin arkasında kalıyorum. uf ondan daha zehirleniyorum. ve bu rahatsızlığımı belli etmeyi de unutmuyorum. bi sollama eller de havada püff diyerekten geçiyorum yanlarından. he evet evet bugün bunu yapan bendim. yoksa sen miydin o ayaklı baca.. :p
hepatitze’den öğrendiğimize göre Murat menteş pek şaşırıyormuş bu kadar sevilmesine. sanırım saçma olduğunu biliyor. ama işte dediğimiz gibi güzel saçmalamış kendisi. tebrik ediyoruz. ve örnek almaya çalışıyoruz :)
04.19.06
_ teyze pardesüler yukarda,seç,beğen,al…
eminönünde en çok duyulan laflar bunlar herhalde. hele şu pardesücüler kolundan tutup çekmek istiyorlar insan. deli oluyorum. biraz daha ilerliyorsunuz bi tane daha bi tane daha. bitmiyorlar da.
şu lazım mı abla bu lazım mı abla.. ben sana lazım olanları söylim sen bul buluştur madem. en kolayı bu. ne kadar karışık yerler ya Rabbim. şimdi gitsem gene kaybolabilirim. nerden nereye çıkılabiliyor aklım almıyor. benim en sevdiğim şeyler turistler oldu dün. ama utandım kendi makinamdan :) kocaman makinaları vardı. boynunda iki tane olan bile vardı. flickrdalar mıdır ki?bi ara kuşları ben çekerken şöyle sadece gözümü yana çevirdiğimde kocaman bir objektif gördüm. ama adamı göremedim baya uzundu sanırım. neyse işte böyle… bizimde olur elbet bir gün :p
*
ya bazı insanlar çok büyük paralar kazanıyorlar ama şöyle bir bakınca etrafta öyle de çok insan var ki ; 1 ytl için zangır zangır bağıran,tüm gün ayakta kalan,sesi kısılan.. tezatlıklar ülkesiyiz…
*
04.18.06
hepimizn bildiği gibi su buhar olup uçar gider. ama şu zamanda hız çok önemli bir hale geldi hayatımızda. hani ıslanmış şeylerin hemen kurumasını istiyoruz bu yüzden. çamaşırlar yıkanıyor hemen balkona ya da en çabuk nerde kuruyorsa oraya asılıyor. ve bazılarımız çamaşır kurutma makinasına koyuyor ve anında kullanabiliyor. bulaşıkları makina kuruluyor bazen elde yıkandığında gene kurulama bezleri imdadımıza yetişiyor. işte şimdi size öyle bir ürün tanıtıcam ki hem zamanınız size kalacak hem de çok eğleneceksiniz.
salata yaparken salatalarınızın kurumasını mı istiyorsunuz…
salatanızım tadını değiştirmek, lezzete lezzet mi katmak istiyorsunuz…
salatalarınız artık sulu kalmıcak. içinde doldurduğunuz salataları şöylee bir çevireceksiniz ve gözlerinize inanamıcaksınız. evet salata kurutucusu işinize çok yarayacak. işte bazı kullanıcılardan nameler ;
_ evet salata kurutucusu kullanıyorum. salatalarımı artık herkes çok beğeniyor. tadları değişti
_ hayatıma yeni bir soluk kazandırdı. teşekkürler tupperware
_ ben diette olduğumdan hep ıslak salatalar yemek zorunda kalıyordum.ama artık kuru salatamla mutluyum
_ salata kurutcum.. başka birşeyle asla değiştirmem
_ tavsiye ediyorum. eşim bile rahatlıkla kullanabiliyor.
okudunuz görüşleri sayın okuyucular. en kısa zamanda sizde ediniz bir salata kurutucusu.
salata kurutucusu şimdilerde indirimde.
“salata bile bulamayan insanlarımız varken” siz buna sadece sadece 60 ytl vererek sahip olabilirsiniz.
yanında bıçak seti vermek isterdik ama bi bıçak 20ytl. veremiyoruz. onu da alın.. :)
(görüşlerin çoğu gerçektir. fiyatta öyle.. )
04.17.06
hacamat ; ki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden tedavi maksadıyla bardak veya şişeyle kan aldırma. Peygamberimiz (s.a.s)’in sağlıkla ilgili tavsiyelerinden ve bizzat tatbik ettiği sünnetlerindendir.
hacamat olayları falan. babamla ilgilenen adam beni görür görmez bu kız da arıza var dedi. ahha sanki makina. töbe ya. sinirlerimde bişi varmış oyüzüme yansıyormuş leke varmış yüzümde ondan anlamış. hadi canım sende. hah. lütfen beni görenler açıklasın yüzümde ne var ki :( :p he bide kadın dedi ki sağ gözün ağrıyo mu yoo dedim bende. ozaman ağrıcak dedi işin içinden çıktı. :) ilginç insanlar…
İnternet kullanıcılarının yüzde 27’si hem blog okuru, hem de yazarı, yüzde 1′i sadece yazarı, geri kalan yüzde 62’si ise hala blogun ne demek olduğunu dahi bilmiyor.
bilmemek en iyisi.. hiç karışmamak lazım. zaten çok kalabalık oluyor artık. lütfen bilmeyiverin sizde yüzde 62′dekiler..
uzun zaman oldu yazamadım bi türlü. çünkü zaman pek boş geçiyor. hanideğişik birşey olssa yapıcam ama yok yok yok.. alisarı’nın dediği gibi birşeyler yapmalı ama ne olduğunu bilen yok galiba ?
ayıptır söylemesi istanbulda havalar harika. ama ben nerdeyim.. açık pencereli odamda :) neyse gün gelir devran döner biz de lale resimleri çekeriz falan.
rüyamda jonquille ile onun okulundaydık. kütüphanede. :) kitap falan aldık ben birilerine bişiler anlattım nedense. ilginçti. hayırlara çıksın inşlh..
ya dücane cündioğlu ondan ya da o dücane cündioğlundan etkilendi. yer yer aa sanki o dedim. mesela ;
bir varmış bir yokmuş,ne varmış ne yokmuş, var var iken,yok yok iken, develer tellal, pireler berber ikeni ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, sallanan sallantı da, sallayan sofada, sofa kocaman bir oda da, oda ise alemin ortasında iken, penceresi olmayan tencere, tenceresi olmayan pencereye,pencere de bir büyük oramana bakar iken, kardeşimin elinde kafes tir tir titrerken,kafesin içinde minik bir kuş inim inim inlerken, düşman elinde hayın bir taş dostların başını yarmayı beklerken,babaannemin gözlerinden yaşlar akarken,ne oldu ne olmadı, bir oldu pir oldu, iyi oldu kötü oldu aniden yer sallandı….
oblomovu okurken oblomovluk hastalığına tutuldum: ayda bir sayfa okuyabildim… bi de çok uyudum!*






