Ağustos 30, 2006

Posted in eski 4:26 pm tarafından mer

mutluyken blog yazmak çok zor. bi insan mutluluğunu ne kadar paylaşabilir ki. anlat anlat nereye kadar yani. hem nazar değer korkusu da olunca insanın susası geliyor anlatmıyor. ama üzüntülü ya da kafa karışık olduğunda öyle mi.. ilham denilen o şey geliyor insanın içine oo neler neler yazdırıyor. bazen üzüntü lazım insana. ama şimdi değil. böyle çok mutluyum. bakın işte mutlu olunca sadece mutluyum deniyor deniyor öylece kalınıyor işte. hani yüz ifademi gösterebilsem bi derece anlatabileceğim mutluluğumu. ama yok efendim göremiyorsunuz. he evdekiler mi? noluyo merve neden şarkı söyleyip duruyorsun tarzında cümleler duymaktan sıkıldım. sıkıldım ama duruyor muyum? hayııır.. leyla leyla dolaşıyorum işte napalım.. kısmet buymuş :p leyla.org mu alsam :p

*

Reklamlar

Ağustos 27, 2006

Posted in eski 11:52 am tarafından mer

diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lazımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım..
*

öle işte…

Posted in eski 9:43 am tarafından mer

bequem.org u kıskandıktan sonra bende bu yola baş koymuştum. ne vardı ki.. parası neyse veririz dedim benimde olmalı dedim. ama gelin görün ki uzun zamandır bi isim bulamamaktayım. seçenekleri yazayım şöyle şuraya da belki oralarda süper fikirleri olan birileri vardır ha ne güzel olurdu değil mi?
*merserize
*meraklı (mer aklı)
*meridyen (pek yuvarlak)
*merdane
*mercimek
*merc
*hercumerc
*merdo (mer dondurmaları diye konseptiyle beraber)
işte böyle seçenekler var. katılımlarınızı bekliyoruz valla bulamıyorum birşey olmuyor böyle çok eski isimli kaldım. sünger falan çekmek lazım.. a birileri de çatlak.org olsun dedi ama. çok içerledim be :P

*

Ağustos 23, 2006

Posted in eski 1:37 pm tarafından mer

günlerdir bahçemizde ala kargalar bağırışıyolar. (ama ben kahkahaları olarak duyuyorum. kıkırkıkır resmen:)) ala kargalar böle gelirse bi evde öterlerse evden bi güzel haber falan çıkarmış. allah allah ne acaba? :p
ya güzel haberleri seviyoruz,seviyorum,seviyor… :p

yazlık ortamlarına alışıyor muyum neyim. yerlisi olmaya başlıcam buranın sanki. pazara falan çıkıyorum böle. bi garip haller işte. ama evimi özledim be. he tabi birde net ortamları var. ayh.. ben org falan alıp işi büyütmeyi düşünürkene babam süper bi atakla ınterneti kapattırdı. gazamız mübarek olsun. tüm millete hayırlara vesile olmasını dlerim. şimdiye kadar hayırlara fazlasıyla vesile olabildiğimi düşünüyorum. e artık ben de bi hayırım o da. o zaman ne ala değil mi efendim :p

gene buralardayız biz. ara ara gelip hal hatır sorup gideriz.
sizi seviyorum anacım… saygılar…

Ağustos 14, 2006

Posted in eski 12:19 pm tarafından mer

ilk defa kafeden blog yazıyorum. çok heyecanlıyım. etraf çocuk kaynıyo. ehe..
neyse bi selam etmek istedim. özledim be. ama artık bitti işimiz buralarda sanırım. bakalım kısmet..
kısmet demişken…
hakkaten kısmet.. hayırlısı olsun hakkımda,hakkınızda,hakkımızda…

*

Ağustos 8, 2006

Posted in eski 11:13 am tarafından mer

ismail yekanın Allah belanı versin klibini gördünüz mü? böö.. maalesef ben gördüm. şarkıyı da dinledim özür dilerim. :p klipte bağırıyo çağırıyor kendini heder ediyor işte. ama en sevdiğim sahne arabayı parçalamasıydı. nası canım çekti anlatamam. sanıırım anlatmasam daha yerinde bi hareket olacak :) bi şarkı vardır duymuştum zamanın birinde. arkadaş toplantılarında alay eder söylerdim. dayanamıcam söyliiym; aramızda ne dağlar ne denizler vararamızda yalnızca tek bir adım varşuan da bi binanın teğpesindeyimsenden snra öleceğim affet sevgiliiim.. böö
*
prison break bitti ve gene baştan başladı salı perş. günleri. bu 1.sezonun sonuydu umarım. ve yakalanmasınlar ya. tam hüzünleniyordum ki bitti zaten sinir oldum. ki eski bölümlerden birinde idam sahbasına gidiyordu abisi. ben nasıl ağlamıştım. sac çok teselli etmişti gerçek değil mer ağlama diye ama. ağlamıştım çok hüzünlüydü. ya evet benim gene ağlayasım vasr. şöyle en hüzünlüsünden bi film tavsiye edin bana :p
*
bi resmimi buldum. yırtılmış. resimde tek ben varım. ama arkasında beraberiz yazıyor. süper bi klip konusu olmaz mı ha? :) odasında dolaşan bir genç kız. bi resim bulur. gülümsüyordur resimde herzamanki gibi. sonra resmin arkasına bi bakar ki beraberiz yazıyordur. ama resimde bile yalnız kalmıştır hayatta ki yalnızlığı gibi. sonra dışarı çıkar. eğlenen insanlar vardır dışarda hep tabi. sevgililer,arkadaşlar herkes güler. sonra mesela tam bi ikiliye bakarken bi resim gibi onun gözünde yırtılır sahne. anlatabildim mi :) yolda devam ederken böyle devam eder. ikili görüntülerin hepsi tekleşir gözünde. hüzünlüdür işe gitmek istemez. bi deniz kıyısına gider. bakar bakar denize. bu arada şarkı ilerliyordur. sahilde yürür falan. sonra dönüş yoluna girer. gene hüzünlüdür ama yırttığı tekleştirdiği resimleri ikilii görmeye başlar. en azından onların mutluluğuyla mutlu olmak ister. sonra eve gider. kapıyı açar. odasına geçtiinde resmi görür. o yırtılan resmin yarısı eklenmiştir. arkasına bakar. beraberiz sonsuza kadar yazılıdır. ve kız arkasını döndüğünde onu görür boynuna sarılır falan.. ım buna bide müzik gerekiyor tabi. pinhani’den bi şarkı olsun bu klibe. zaten kliplerini beğenmedim. yani çok boş. bilgisayar ortamında yapılmış, çok şey ifade eden ama çok kimsenin anlamayacağı şeyler düşünmüştüm onlar için halbuki. dön bak dünyaya için olsun bu klip senaryosu;
yalnız kaldıysan kalkıp pencerenden bir bak(kızmız sabah bi bakar pencereden tabi)güneş açmış mı yağmur düşmüş mü dön bak dünyaya
herkes gitmişse sakince arkanı dön bir bakdostun kalmış mı aşkın solmuş mu dön bak dünyaya
bir son bahar kadar yalnız bi kış kadar savunmasız ya da ilkbaharsan yolun başındaysan…asla vazgeçmeee… (burda dönüş yolunda mini kızımız,daha gülümseyerek falan)
ya klibimizde ki kız da vazgeçmedi ve sonunda sonsuza kadar mutlu yaşadılar :) bu da pinhaniye benden armağan olsun :p

Posted in eski 11:06 am tarafından mer

günler var hayatımızda. dönüm noktası sayılacak günler. geçmişte yaşamış olduklarımız da var elbet. dönüm noktamız saydığımız. ne biliym bi üniversite sınavı falan belki. ama her dönem yeni dönüş noktaları çıkıyor karşımıza .ve bizler birşey yapmak zorunda kalıyoruz. mecburi istikametimiz var. belki 2 tane yol var karşımızda ve seçmeliyiz. ve seçtim… insanoğlunun herzaman yaptığını yaptım. en kolay yolu seçtim. birzamanlar bana yapıldığı gibi kısa yolu seçerek yoluma devam ediyorum hayatımın sonuna doğru. uzun yollar olsun istiyorum hayatımda. uzun.. hiç bitmesin… bitmeyen bir uzun yol biliyorum aslında. kısa yol seçmelerim,seçmelerimiz bitmiyor. doğruyu bulmak adına üzülüp,sevinip gene sonunda üzülüyoruz. bu üzüntüler ne zaman biter diyorum. uzun yolu bulunca bitecek mi sanıyosun diyorum.. hangi uzun yol olursa olsun bırakmayacak mı sanıyosun üzüntüler yakanı diyorum mer’e.. “bi git ya” diyor.. ama bi gitme… sanki bir yol var önümde. ve sağlı sollu tali yollar. ben hepsine bi girip çıkıyorum sanki ve büyük asfalt yolda devam ediyorum. sanırım hayatı bu yol iyi açıklıyor. tali yollarda çok oyalanmamak gerkli belki. ama girilen yolun tali yol olup olmadığını girmeden anlamıyorz bu da en büyük sorun sanırım. akışına bırakmalı diyerek kurtuluyorum bu sorundan da işte. hayırlısı… ama hep yağmur yağmaz biliyormusunuz? her insan ayrı mevsimleri yaşar. belki siz şuan hayatınızın yaz mevsimni yaşıyorsunuz. yüzünüz apaydınlık ve çevrenizi bile mutlu ediyorsunuz. bazısı da sonbahar da belki. düşünceli ne yapacağını bilmez durumda. belki de hani gün gelir dışarı bakarsınız birileri kısa kollu dolaşır ama bazıları da montlarını çıkarmammıştır ya. işte ikilemdesiniz belki ilkbaharda ki gibi. kış mı geldi yoksa hayatınıza? yağmur kar şimşek fırtına… ama bilir misiniz?” insan yağmuru sevmeyebilir, sevmeye mecbur değil elbet,ama ne olursa olsun gökyüzünden gelene sövmemek gerekir çünkü hiçbir şey öyle kendi kendine düşmez yukarıdan ve yağan her nimetin de musibetin de ardında Allah vardır. sövdün mü semadan yağana, onu gönderene sövmek kadar büyüktür günahı” demiş elif şafak baba ve piç’te.. her ne mevsimdeyse hayatımız hepsi Allahtan. yaz geldiğinde şükretmesini bilen bizler teşekkür eden bizler Rabbimize, kış geldiğinde işler ters gittiğinde de şüküretmeyi bilmeliyiz değil mi? Rabbim belki bizlerden memnun değil. ve kafamıza bişilerin “dankkk” etmesini istediği için kış getiriyor hayatımıza. gene gene gene doğru yolu bulabilmemiz için. Rabbim şartları getiriyor bizlerde gene onun verdiiği akılla seçimler yapmamızı istiyor. bu kadar işte.. kış mı geldi.. geçecek.. gene yaz olması bizim elimizde. herzaman dediğim gibi. iyiyimdiyoruz ve iyi oluyoruz. mutluyum biliyomusun diyoruz mutlu oluyoruz. çünkü beynimiz okadar aptal ki ne desek inanıyo. ne versen yiyo :P(tüm yazıyı bu kelime ile mahvettim ya.bi ciddi ol be mer:p)herşey elimizde.. gitmek de kalmak da. her ne şey zorsa zorlaştıran da gene bizleriz. aramızdaki deniz değilaramızdaki uçurum değilaramızdaki zaman değilaramızdaki yalnızca ikimiziz.. yazıyor son aldığım okumaya başlamadığım kitabın arka kapağında. ön kapağında iki göz. gözlerde bekleyiş var. “lüften” demiş de bekliyor sanki neler olacağını.
son olarak gene elif şafak ın sözüyle bitirelim “gökten kafana ne yağarsa yağsın asla küfretmeyeceksin. buna yağmur da dahil”