Ocak 30, 2009

sayidin saçları kıvırcık değil miydi? fön çektirmiş..

Posted in Mer'i Haller 4:32 pm tarafından mer

lost izledik. fakat aklım o kadar karıştı ki. aslında karışmak değl de çok zordu izlemek. herşeyi bağlamaya çalışıyordum. güzel bağlamlar yaptım ama hatırlamıyorum şimdi. ama anladım ben. :)

hasta oldum. ateşim var baya. ve gece uyandıran ve uyutmayan ağrılar… emre bile daha çok uyutuyor halbuki beni. :)

Ocak 27, 2009

sevgili oğlum

Posted in Mer's Baby 10:09 am tarafından mer

emre çok tatlısın ama olmuyor böyle. gecenin 3buçuğundan 7 buçuğuna kadar beni çok yordun. aslında yorulurken senin bi sürü gülücüğünü görmek çok güzeldi ama. noolur gündüz yapalım şu gülme seanslarını.

Ocak 23, 2009

bu sezon da gene beraberiz.

Posted in Mer'i Haller 2:01 pm tarafından mer

nete zaman ayırıyorum  fakat bi türlü yazamadım blogmlog. ahmd bile dün hiç yazmıyorsun diyince bişiler karalama isteği geldi. gerçi yazabileceğim birşey yok. günlerim çoğunlukla aynı geçiyor. bi günü bi güne eşit olmaması gerekior biliyorum ama yapabilecek pek birşey yok. kitap okumaya başladım uzun zaman sonra. birde bugün pilatese. bebeğim uyurken yapayım diyorum. hiç hareket etmemekten iyidir.
hani bebek,ev,iş güç zamanla alıştığımı düşünüyorum. gene de bazı şeylere yetişemeyebiliyorum ama. kendimi bu konuda başarılı buluyorum. bi ben buluyorum o ayrı. neyse.. bebek ise çok iyi çok şükür. artık az da olsa gülmeye başladı. baya bi çatık kaşlı emre. halbuki annesi babası da pek güleryüzlüdür ama :p işte şimdilerde milyonlarca agumagu ve garip sesten sonra lütfedip bi gülücük sunuyor beyfendi. birde dönencesi ile olan aşkı var. öyle güzel bakıyor ki. sesini dinliyor ve dönen oyuncakları bi güzel izliyor. farklı tepkilerini, geliştirdiği şeyleri görünce o kadar mutlu oluyorum ki. daha nelerle karşılaşacağız kimbilir. sabırsızlıkla bekliyorum.

ne kadar zaman geçti ya. daha dün hamileydim sanki. düşünün ya lostzamanı bile geldi artık. geldi gelmesine ama izlemeyi unuttuk dün. e çoluk cocuk olunca demek ki. halbuki çekirdek falan da almış keyif yapıcaz diye ahmd. işte çocuklu olunca keyifleri de biraz ertelemek gerekiyor demek ki. lostun önceki bölümünü izlemem gerekiyor zaten. çünkü nerde kaldığına dair hiçbir fikrim yok. kim nerde ne zaman noluyo. gerçi bunların cevaplarını kaç sezondur alabilmiş değiliz ya neyse :)

Ocak 12, 2009

Posted in Mer'i Haller 10:17 am tarafından mer

alıştık sandık fakat pek de kolay değilmiş beebekle gezmek. 40ımız çıkmadı ama biz çıktık dışarı. tamam tabii ki aile gezmelerine gitmek çok daha kolaymış. nihayetinde mamasını yiyebiliyor çocukcağızım. fakat market,alşveriş merkezi gezmek tam bi faciaydı. geçenki natilus macerasnda hiç birşey alamadan çıktık mesela. hım güzelmiş deyip sonra bakarız dönüşte dedik ama dönüşte koştura koştura arabaya gidiyorduk. halledilebilirdi aslında ama zaten 9buçuk olmuş ve kapanmak üzereydi dükkanlar. durum böyle olunca eve döndük. sonra geçen markete gittik. o da çok kötüydü. o kadar hızlıydım ki. ahmd bebeği salarken ben de koştura koştura market alışverişi yaptım. anladım. artık hiç birşey eskisi gibi olamıyor. dönmek değil eskiye derdimiz tabii ki. sadece bu durumlara alışalım artık yeter. 
natilustayken ahmd çok mutlu gözüktüğümü söyledi. e tabi 1 aydır çıkmamıştım ondan sanırım. her yere turist gibi bakıyordum zaten. almak bile önemli değildi bide benim için. geziyordum ya. yetti bana. tabi alınacak çook şey var gene ama ondan önce yapılması gereken ve verilmesi gereken de çook şey var.

düşünüyorum da. insan kendine bi yol çizmeli. yemek konusunda. aslında olay 3 beyazda. bakıcaksın yüzde oranına göre unu çok fazla bişey mi. yenmeyecek o işte. şekeri çok mu yenmeyecek. tuz normal olacak.. aslında herşeyi çok iyi biliyorz da bi tatbik edebilsek. aklımda ama. olacak bigün..

Ocak 7, 2009

kalaşnikof ve çikolata

Posted in Mer'i Haller 1:46 pm tarafından mer

gülüş tasarımı diye birşey varmış biliyor musunuz? beğenmiyor musun gülüşünü. hop git sana uygun en beğendiğin gülüşü konduruversinler suratına. tabi o gülüş senden mi olur gerçekten gülmüş olur musun bilemiyorum. karmaşık… muhtemelen gülüpte aynaya bakınca başka şeyler hissedip bambaşka birşey görebilrisin. ne antika insanlar var ya. mükemmel yaradılışlarının farkında olmadan neler daha istiyorlar. gülmeyi bilmiyorlardır belki de.

aslında böyle şeylerin çoğu fazlalıktan. fazla gliyor herşey. insan bu ne yapacağını şaşırıyor işte. sapıtıyor. fazla para, fazla ün, fazla ilgi. sonunda oalcağı farklı şeylere kaymak, farklı şeyleri tatmak. hepimiz öyle değil miyiz. bulunduğumuz ortamı, durumu beğenmeyip hep ay şöyle de olsaydı ya diyoruz ama elimizdekinin kaybolabileceğini düşünmeden.  en basitinden yazın ay sıcak diyoruz kışın ay çok soğuk. çok mu ılık hava aman bi sıcaklar gelse aman da bi kış gelse. insanoğlu ne doyumsuz ve nankör.
bizler kendimize yapılmış ufak bi nankörlüğü, haksızlığı nasıl da takıyoruz kafamıza. nası yapar bunu diyoruz. ben onun için şunu bunu yaparken o bana neden böyle davranıyor diyoruz. e peki Rabbimiz hakkımızda ne diyor acaba? hem bu kadar nimet ver, güzellikler ver etrafına, herşey normal denecek şartlarda olsun. sonra gelsin ufacık bi isteğimi yapmasın, sonra ufacık bi isteği gerçekleşmeyince isyanlarda olsun. nankörüz Rabbim. Sen ıslah et bizleri.

bide.. bu günlerde dayanamıyorum haberleri  izlemye bile. zaten var mısın yok musun daki bazı anlara bile ağlayan biri oldum çıktım. savaş görüntüleri o kadar etkiliyor ki insanı. inanamıyorum bazen. resmen savaş görüntüleri. resmen ölenler , yerle bi olan yerler. herkes panik içinde. kollarnda çocukları çoğunun. düşünüyorum. bi gün bizlerinde başına gelecek mi diye. kim bilebilir ki.. o halde diyorum yavrum nolucak. bu dünya kötü. ama o çok masum. işte bundan sonrasını düşünemiyorum. dayanamıyorum. Allah yardımcıları olsun. başka diyebilecek bir şey yok.

Anne olunca anlarsın derler ya hep. öyle bi replik her ailede her yerde vardır. olmasn mı? çook haklılarmış meğer. ana olmadan anlaşılmıyor. hayat o oluyor o ayrı ama. hayatını onun için güzellştirmeye çalışyorsun. onun hayatını güzelleştirmek için kendininkini daha da güzellştiriyosun. güzelleştirmek derken sağlığın, huzurun, mutluluğun, herşeyi onun için daha iyi yapmaya daha ii olmaya çalışıyorsun. bana birşey olursa diye korkup kendine bakıyorsun. aman hasta olmıyım portakal yiyim diyorsun sırf onun için gene. biyandan bişey olursa bana ona nolur diye bile düşünmeden edemiyorsun. planlar kuruyorsun. üzülmemeye üzmemeye çalışıyorsun. hele bi gülse diye için gidiyor. mis kokar cennet kokar ya bebekler. en çok da kendi bebeği kokarmış meğer insana. kusmuş da olsa pırtta yapmış olsa bi kokusuna içi gidiyor insanın. burnum da tütüyor uyuduğunda. bir an öne uyansa diyorum ama uyanınca da uyusun da büyüsün diye bakıyorum. başka ne,kim için insan gece defalarca kalkıp pişpişpiş der, bu kadar fedakarlık başka ne için olur ki. bu kadar fedakarlık ve kendinden ödün veriş. herşey değişiyor. zaman mekan sevgi saygı. ama o hep orda dursun isteniyor. annesinin kucağında büyüsün. sevgimiz de büyüsün. sonra savaşlar olmasın, minik melekler ii olsun..

Ocak 6, 2009

tam 1 ay

Posted in Mer'i Haller 10:23 am tarafından mer

ne kadar da çabuk geçti inanamıyorum ki. böyle giderse yavrucuğum 6 aylık oluverecek şıp diye. çok merak ediyorum ozamanları. ama tabii ki her zamanın tadını yavaş avaş çıkarmak en iyisi. şimdilerde insan bi tepki bekliyor ama ağlamaktan başka bir şey yapamıyor ki yavru :) ama o kadar komik oluyor ki ağlarken. çok hoşuma gdiyor :)
bugün bol bol fotoğraf çkmeyi düşünüyorum. her ay çekip şöyle bi ortaya karışık fotoğraf yapmayı düşünüyorum bakalım…
bugünlerde misafirlerle geçiyor. ii oluor ama. hem bana değişiklik oluyor çünkü evde durmaktan oldukça sıkıldım. hem de hızımı ölçüyorum. uykusuzluğa da alıştım sanıyrum artık. çok yorgun gözükmüyorum. böylelikle de daha çok işi daha hızlı yapabiliyorum. kendimi aşmak üzereyim hadi hayırlısı bakalım.
canım sıkıldı evde durmaktan diyorum ama. bakamyın. çıkmaya başladık yavaş yavaş. öncelikle hilal ablama gidicektik. öncesinde kayınvalidemlere uğradık kapıdan. sonra da e-bebek mağazasına gittik. bi dolaşalım diye.  çok şükür uslu uslu durdu bebğim. o kadar stres oluyrum ki ama. aman ağlamaya başlarsa falan diye. ellimde emzikle geziyorum hep. hatta ben takıyorum emzik düşmemesi için olan şeyi.(adı neydi ki)  sonrada ablama gittik. abimler ablamlar herkes vardı. yeğenimin doğum günü kutlandı. ay büyüse de biz de kutlasak :)
sonra geçen cts kayınvalidemlere pazar günüde annemlere gtik. denizleri de aştı yavrum şükür :) bu gidişler tabi 40 uçurma olayı olduğundan her gittiğimiz yerden birşeyler aldık. evimiz yumurta doldu. soğanlar, ekmek, hurma. ve tabi yüzüne sürülen unlar ve hediyeler. güzel şeyler bunlar yahu.yumurtamız bitsin gezmeye devam edeceğiz :)
geçenlerde arkadaşlarım geldi. emel ayşenur ve semra. sağolsunlar çook güzel birgn geçirdim sayelerinde. emel gene yapmış yapacağını. kocaman bi sepetle geldi. lohusa bi kadın ve bebeği için ne lazımsa koymuş sepete. sağolsun. tabii herşeyi koymuş olması değil beni hislendiren. düşünülmüş olmak çok özel birşey. ne diyim…
sonra e-bebek falan gezerken hep bakıyorduk ama daha büymeden almayalım oyuncak diyorduk. ahmd’in arkadaşının eşi yani artık benimde arkadşım elif kocaman eğlence merkeziyle geldi. taa 7-8 ay sonra oynayabileceği bir oyuncak ama çok eğlenceli olduğu bir gerçek. hemen pillerini alıp biz eğlenmeye başladık bile. :)
işte böyle geçti günler. yazacak bebeğmden başka birşey yok nedense:) ama mutluyuz çok şükür. hoşnutuz :)