Ekim 13, 2008

Posted in eski 11:22 am tarafından mer

peynirli domatesli sandiviç yerken bi blog yazmak geldi içimden. belki de hala neyin eksik olduğunu bilmediğimden. peynirli domatesli bi sandiviçin yanına bişi daha olmalıydı. ama bi türlü aklıma gelmedi gelemedi. zaten sandiviçte bitti. :)

birazdan yemek yapmaya gidicem. tabi herzamanki gibi en basit şey olsa bile bi bakmak lazım kim nasıl yapmış falan. çok kötü bişi bu aslında. hiçbişi aklımda olmuyor sanki. herşeyi ınternetten bakmak istiyorum. bi ara ınternet bağımlılık yapıyor insanlar doktorlara gidiyor falan diye haberler çıkıyordu. artık o haberi yapanlar da dahil doktorlar da dahil bağımlı olduklarından herhalde hiç haber yapılmıyor. ınternetin faydaları çıkıyor hep. gerçi tabi sorunlar da var. nice ailelerin yuvaları yıkılıyor, nicesi üzülüyor, dertleniyor, fena şeyler oluyor işte. Allah beterinden uzak tutsun bizleri. ve bizler yemek tarifleri bakmaya, kah eğlenmeye kah rızkımızı çıkarmaya devam edelim masum masum…

( peynir domates acaba yanına çay mı yapsaydım?? )

dün 2 sene önceye gittim. moralim bozuldu gene. bunalıma girdim. depresyondayım hatta. böle eski fotoya bakmadan bakınca normal gözüküyor herşey ama.. bi insan 2 sene de ne kadar değişebilir ki… hele bi beklenen gelsin de… 10 sene önceeye dönmeyi planlıyorum… :p

yok bu kadar da küçülebileceğimi sanmıyorum :)
bence peynir+domates+simit üçlüsünü özlemişim ben. e çaysız da olmaz tabi.
hadi yemek vakti. tabi devamında temziliğe devam… ne zaman biticek ki bu işler? hiiç…

Kasım 29, 2006

mutluluk…

Posted in eski 10:41 am tarafından mer

güneşli günlerin en güzelini, zamanların en dinginini, anların en mükemmellerini yaşadığımı farkettim. bir isim vermek gerekti halime. düşündüm bulamadım. ama herşey isimden ibaretti belki. her işin başı da bir isimdi. ve esirgeyen bağışlayanın ismiyle başlamayı uygun görmüştük biz. başlamamız bir isimdi devamı ise sadece duadan ibaretti.
çok sakin oldu onu sevişim. yağmur gibi. hani yağar yağar da farketmezsin yağmurun güzel yağışına dalmışken neler olduğunu. birden yağmura kapıldı kalbim. anlayamadım bilemedim, sevmişim…
gün geldi acaba dedik biz. yaradanın ismiyle başlamış olmak, hayırlısını dilemek yetmişmiydi? tanımışmıydık biz bizi? bunları düşünürken gün geldi korkuttu yaradan.
kaybetme korkusu yerleşince kalbe… biz, biz olmuştuk…
aşkı besleyen en büyük ateşin inanmak olduğunun bilgisiyle, inanmak istedim bizim sonsuzluğumuza. ama inanmak neydi ki? kalbin mi fikrin mi nefsin mi eylemi?
anlamıştım..
kalbim de, fikrim de, nefsim de onundu. ben o’ydum. o? ben..

ben sevmiştim.. o sevmişti..
söz vermiştik..13 ekimdi..

o günden bu güne değişen hiçbirşey yok. duygular,düşünceler hep aynı.
farkı, yüzüklerimizin içinde isimlerimiz yazılı… ve tarih kasım 25 , ismimiz artık nişanlı..

Eylül 21, 2006

Posted in eski 5:49 pm tarafından mer

yüzünü bile görmek istemiyorm
yoluma çıkmasan iyi edersin.
sözlerim sana ağır mı geldii?
kalbini mi kırdım afedersin…

nasıl da neşeli söylüyor bu şarkıyı demek akalın değil mi? ayrılmış, bitirmiş ama bi neşe var gözlerinden belli. evet evet beni de görseniz nasıl mutluyum. nasıl gözlerimin içi gülmekte anlatamam. ve aynı şarkıyı bende mırıldanarak ayrılıyorum. gözlerimin içi gülüyor, dişlerim inci gibi, evet evet nerdeyse gülmekten gamzem çıkacak.
seneler nasıl da hemen geçiveriyor değil mi? 1buçuk senedir blogblogblogluyorz buralarda. değiştiremedik de, gidemedik de.. teşebbüs etmişliğimiz çoktur ama hep birileri vazgeçirmiştir. ama şimdi blogdan vazgeçme zamanıdır. yeni yeni olaylara yelken açmalı olmazsa yüzmelidir.
insanoğluyuz işte. neyden sıkılmıyoruz ki. gün geliyor blogdan sıkılıyoruz gün geliyor arkadaştan. hep yanımızda olan ne peki? dostlar…
ne lazım insana biliyormusunuz? gerçek dost.koruyacak, gözetecek, sevecek, ilgili, sevgili olacak. blog mlog bahane… dostluklar şahane efendim..
ne demiştim sıkılıyoruz işte. hani gerçek şu ki blog yazmaktan sıkılmadım. ve muhtemelen ben evde yazmaya devam edeceğim. belki gün gelip lamer kitapçı raflarında olur? he ne dersin hoş olmaz mı? :p aman abartmaya gerek yok. :) neyse dediğim gibi yazmak güzel şey. ve ben çok çok çok daha iyi ifade ediyorum yazmayla kendimi. şimdi diyecceksin ki ey okuyucu. bu mudur yani iyi ifade. hiç konuşmayı bilmiyor demek ki bu kız. (soralım) bilmem doğrudur belki. konuşmayı bilmem. yazmayı da bu kadar anca işte. mazur görmeli.
beni okuyan,okumayıp göz gezdiren,merak eden,arada bi yorum yapan, anonim olarak beni unuttun yazan, link veren ( özlkle la bün(ki blog olayında son noktamdır:p)), sinirlenip linkimi kaldıran, link vermemi isteyen, link vermedim diye kızan,blogdan doğru gerçek hayatta görüştüklerim, canı gönülden görüşmek isteyip bi türlü görüşemediklerim,msn de ilerleyen dostluklar,biten dostluklar… çok uzattım.. :) hepinize teşekkürü bir borç biliyorum. teşekkür ediyorum…
belki biyerlerde bloglamaya devam ederim bi müddet.

öle işte.. :)

Eylül 20, 2006

Posted in eski 4:37 pm tarafından mer

filmlerde dizilerde en kolay rol aslında ağlamaktır. üzüntülü bir an getirirsiniz aklınıza. öyle ağlarsınız işte. eğer olmuyorsa soğan kullanırsınız o gözyaşını ne yapr ne eder çıkartırsınız. ama gülmek öyle değil. geçmiş senelerde ki asmalı konak dizisinde özcan denizin bir gülme sahnesi vardır. hep aklıma gelir yalan gülüşler gördüğümde gerçek hayatta. öyle bir güler ki hani msnde hahaha derler siz acaba alay mı ediyor yoksa gerçek bir gülüş mü anlayamazsınız ya. işte öyle birşeydi. o kadar yapay ve o kadar yalandı ki. ve ben dedim ki içimden Allah tan bu bir dizi. yoksa bir insanın yüzünden sahte gülüşler görmekten kötüsü yok. hele tanıdığınız bir insan sizi, sahte gülüşlerle karşılıyorsa… aslına bakarsanız sırf gülüş de değil sahte bir bakış bile insanı yaralamaya yeter. görmek istemiyoruz sahte insanlar hayatımızda. bir gerçek gülücük dileğimiz…
öle işte…

Posted in eski 4:28 pm tarafından mer

dervişin fikri ne ise zikri de o dur efendim. benim de son zamanlarda gündemimde hep aynı konu olunca yazdıklarım da kusura bakmayın hep aynı konuya bağlanıveriyor. ister “pembe dizi” diyin ister “bu kadar da olmaz ki canım” diyin ister “okumayın”. ama durumum bu. napayım ki. rol yapmayı ben hiç sevmem. neysem odur. ne düşünüyosan söylerim ve yazarım. e hal böyle olunca sanırım biraz düşüncesizlik etmiş oluyorum. çevredekileri düşünmeden yazıyorum işte. e her insan hata yapar. ama buna hata değil mutluluk paylaşımı olarak bakıyorum ben. ve mutluluğun herkesi mutlaka biryerlerde bulacağına inanıyorum. mutluluklar daim olsun inşlh…

Eylül 15, 2006

Posted in eski 1:04 pm tarafından mer

demet akalın ablamız son hitinde diyor ki ; herkes hakettiği gibi yaşıyor..
şarkı öylece çalarken radyoda bi kulak kabarttım ki bu cümleyi söyledi ve şarkı bitti. nelerden bahsettiğini tam olarak bilmiyorum başka. ama bu cümle beni nası düşüncelere daldırdı anlatamam. delimiyim neyim düşüneck şey kalmadı sanki. neyse.. herkes hakettiği gibi yaşıyr diye birşey olabilir mi?yani bi üzüntü yaşıyorsak bunu illa hak ettik biz ondan mı? yoksa imtihan mı? sanırım ikiside. yani bazı üzüntüler imtihan olarak gelirken başımıza. bazısı da sırf kendi hatalarımız yüzünden oluyor. çok ileri gidiyoruz isyan ediyoruz belki. daha çok ben şöyle düşünürüm ki Allaha karşı olan kulluk görevimizi itina ile benimseyip yapmıyorz. sorsanız herşeyi biliyoruz. dinimiz imanımız herbişeyimiz öyle yerinde ki sözde. bizden iyisi yok iman yönünden sanki. böyle konularda çok seviyorz konuşmayı,nasihat vermeyi. ama gelin görün kendimize bakmıyoruz. işte çuvaldızı kendimize hatta iğneyi de ufak ufak arada bi bi yerlerimize batırmalıyız. batırmadan olmayacak, yoksa daha da batacağız yerin dibine.

ama benim içim temiz.. Allah affeder.. :p

derler genelde ama.. inşlh Allah afffeder deyip bu blogu da bitirelim efendim. saygılar… bir diğer blog gününde görüşmek dileğiyle.. esen kalın…

yoksa yoksa??

Posted in eski 12:55 pm tarafından mer

ne “merak”lı milletiz yahu. bırakın sadece ben “merak” olayım.
aslında tamam hani tanıdığım bi insan hakkında gerçkten merak ederim neler olduğunu falan hayatında. ama ama ama… tanımadığım etmediğim bi insanın takenlığını hiç sorgulamadım sorgulamam da. yok hayır neden sorgulayım ki.
_takenmısınız?
_hayır değilim.
_ozaman takenlaşalım mı?
bu mudur yani istek?
_takenlığınız sadece rahatsız edilmemek için mi?
soruya bak. eğer öyleyse işte rahatsız ettin. ama eğer değilse ki gerçekten takensam takenım ben ya ne bulaşıyosun. aa benim rahatımı kaçırıyosun.. bulaşmamak lazım efendim.insanlar takenlıklarını rahatça yaşasınlar. bırakın..

hele bi arkadaşımız.. “yoksa yoksaa ahmdle sen mi” diyerek ne kadar da büyük bi keşif yapmış öle. o söyledi de bende anca anladım zaten. meğer benim mutluluğum ahmdmiş. iyi ki söyledin anonim kardeş. Allah razı olsun.

mutlu mutlu sinirlendiriyorlar beni. ama olsundu.ben mutluyumdu…

bir diğer değinmk istediğim konu.. flickrın fotoğraf sitesi oluşunun dışında yonjalaşması. bir tek ben mi çekiyorum bu derdi diye sorarım tüm flickristlere? nedir insanların bu kadar aranmasının nedeni efendim? hani bu tür işlerin nasıl işleyişini de iyi bilebilseler neyse. ama olmuyor böyle efendim. hangi kız “selam ey ruh” diye hitap eden birine cevap yazar ki. bak gece gece korktum…

ay pek asi hissettim kendimi. bloga,flicrka karşı direniyorum falan sanki. ben dolmuşum patladım işte böyle. kimse kırılmasın alınmasın. burası benim blogum,yazdıklarım (bak -ım eki) beni ilgilendirir. (bide seni) alınganlık falan yapıp cevap vermeye,mail atmaya kalkmamak lazım. burda kendince bloglayan biriyim şte.. flickrda da resim paylaşan biri. o kadar. (ama şaka maka 33 bin ziyaretçi olmş. vay.. kıskanma seninde olacak. hele bi bbin ol da gerisi gelir.:))

bi fikir geldi aklıma. yonjada mı fotoğraf paylaşmaya başlasam? :p

Posted in eski 12:50 pm tarafından mer

lisede müdürümüz hani öretmenimiz falan da deil resmen müdürümüz istiklal marşı öncesinde bizlere nasihat ederdi. hepimizin beynine kazınmış atasözü niteliğinde gördüğümüz cümle şudur; erkekten kıza kızdan erkeğe arkadş olmaz. olursa kocası ya da karısı olur. bizler lise hayatımız boyunca bunu dustür edinmiştik. tabii ki ilerleyen yıllarda olmadı değil. oldu arkadaşlarımız hala da var. zaten hani hiçbizaman hiçbi insan dur bi erkek arkadaşım olsun demez. hani olsunda onunla samimi olayım falan. gerçi bazen kızlardan daha iyi erkeklerle anlaşıldığı bi gerçektir bazılarında. sanırım bunun nedeni de kızların birbirlerini çekemiyor oluşları olabilir. hani hep bi yarış içinde olurlar ya kızlar. ondan sanırım erkeklerle daha iyi anlaşıldığı ileri sürülebilir. artı erkeklerde genelde esprili ve akıllı olduklarından tercih sebebi olabilir çünkü açık söylemek gerekirse kızlar bazen çok salak oluyorlar. bi espri yaptığımda anlayabilen biri olsa karşımda çok daha iyi olur değil mi :)
erkekler kız arkadaşlarla daha iyi anlaşıyormu acaba? sanmıyorum. ve tasvip etmiyorum… :p

Eylül 12, 2006

Posted in eski 11:10 am tarafından mer

nerde kalmıştık.. mutluluk güzel şey demiştik değil mi? :)
ama mutluluk da korkuturmuş insanı biliyor musunuz ? hem süper bi mutluluk yaşayıp hem de korkmak nedir? kaybetmekten korkmak değil mi? evet aynen öyle. peki aman kaybederim diye diye korkup mutluluğu yaşayamamak mı lazım yoksa anı yaşamak daha mı iyi? ya evet biz anı yaşayalım. mutlu olalım.

*

mutluyum falan ama netim yok yaa :) nolcak böle bilmiyorum. dün dışarı çıktığımda uygun bi ınternet kafe aradım bulamadım. hepsinin önünde öbek öbek serseriler vardı. burdan yetkililere sesleniyorum aile ınternet kafeleri açılsın. olmuyor böyle. rahat rahat olmak istiyorum. bide bu 146 yüzünden faturada nası değişiklikler olacak merak ediyorum açıkcası. neyse adsl parasını burdan çıkartırım belki :)

isim alıp ortalığı kasıp kavuracakken şu hale de bakınız efendim.. mcetin düşünüyorum ama abimi hep ben mcetin olarak düşünmüştüm. ben merce olabilirim belki. neyse kısmet.. zaten ben alana kadar bi isim, soyadım değişecek :p

*

işte böyle…

Posted in eski 11:09 am tarafından mer

bugünlerde…

Aşk böcüğü

Ağustos 30, 2006

Posted in eski 4:26 pm tarafından mer

mutluyken blog yazmak çok zor. bi insan mutluluğunu ne kadar paylaşabilir ki. anlat anlat nereye kadar yani. hem nazar değer korkusu da olunca insanın susası geliyor anlatmıyor. ama üzüntülü ya da kafa karışık olduğunda öyle mi.. ilham denilen o şey geliyor insanın içine oo neler neler yazdırıyor. bazen üzüntü lazım insana. ama şimdi değil. böyle çok mutluyum. bakın işte mutlu olunca sadece mutluyum deniyor deniyor öylece kalınıyor işte. hani yüz ifademi gösterebilsem bi derece anlatabileceğim mutluluğumu. ama yok efendim göremiyorsunuz. he evdekiler mi? noluyo merve neden şarkı söyleyip duruyorsun tarzında cümleler duymaktan sıkıldım. sıkıldım ama duruyor muyum? hayııır.. leyla leyla dolaşıyorum işte napalım.. kısmet buymuş :p leyla.org mu alsam :p

*

Ağustos 27, 2006

Posted in eski 11:52 am tarafından mer

diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lazımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım..
*

öle işte…

Posted in eski 9:43 am tarafından mer

bequem.org u kıskandıktan sonra bende bu yola baş koymuştum. ne vardı ki.. parası neyse veririz dedim benimde olmalı dedim. ama gelin görün ki uzun zamandır bi isim bulamamaktayım. seçenekleri yazayım şöyle şuraya da belki oralarda süper fikirleri olan birileri vardır ha ne güzel olurdu değil mi?
*merserize
*meraklı (mer aklı)
*meridyen (pek yuvarlak)
*merdane
*mercimek
*merc
*hercumerc
*merdo (mer dondurmaları diye konseptiyle beraber)
işte böyle seçenekler var. katılımlarınızı bekliyoruz valla bulamıyorum birşey olmuyor böyle çok eski isimli kaldım. sünger falan çekmek lazım.. a birileri de çatlak.org olsun dedi ama. çok içerledim be :P

*

Ağustos 23, 2006

Posted in eski 1:37 pm tarafından mer

günlerdir bahçemizde ala kargalar bağırışıyolar. (ama ben kahkahaları olarak duyuyorum. kıkırkıkır resmen:)) ala kargalar böle gelirse bi evde öterlerse evden bi güzel haber falan çıkarmış. allah allah ne acaba? :p
ya güzel haberleri seviyoruz,seviyorum,seviyor… :p

yazlık ortamlarına alışıyor muyum neyim. yerlisi olmaya başlıcam buranın sanki. pazara falan çıkıyorum böle. bi garip haller işte. ama evimi özledim be. he tabi birde net ortamları var. ayh.. ben org falan alıp işi büyütmeyi düşünürkene babam süper bi atakla ınterneti kapattırdı. gazamız mübarek olsun. tüm millete hayırlara vesile olmasını dlerim. şimdiye kadar hayırlara fazlasıyla vesile olabildiğimi düşünüyorum. e artık ben de bi hayırım o da. o zaman ne ala değil mi efendim :p

gene buralardayız biz. ara ara gelip hal hatır sorup gideriz.
sizi seviyorum anacım… saygılar…

Ağustos 14, 2006

Posted in eski 12:19 pm tarafından mer

ilk defa kafeden blog yazıyorum. çok heyecanlıyım. etraf çocuk kaynıyo. ehe..
neyse bi selam etmek istedim. özledim be. ama artık bitti işimiz buralarda sanırım. bakalım kısmet..
kısmet demişken…
hakkaten kısmet.. hayırlısı olsun hakkımda,hakkınızda,hakkımızda…

*

Ağustos 8, 2006

Posted in eski 11:13 am tarafından mer

ismail yekanın Allah belanı versin klibini gördünüz mü? böö.. maalesef ben gördüm. şarkıyı da dinledim özür dilerim. :p klipte bağırıyo çağırıyor kendini heder ediyor işte. ama en sevdiğim sahne arabayı parçalamasıydı. nası canım çekti anlatamam. sanıırım anlatmasam daha yerinde bi hareket olacak :) bi şarkı vardır duymuştum zamanın birinde. arkadaş toplantılarında alay eder söylerdim. dayanamıcam söyliiym; aramızda ne dağlar ne denizler vararamızda yalnızca tek bir adım varşuan da bi binanın teğpesindeyimsenden snra öleceğim affet sevgiliiim.. böö
*
prison break bitti ve gene baştan başladı salı perş. günleri. bu 1.sezonun sonuydu umarım. ve yakalanmasınlar ya. tam hüzünleniyordum ki bitti zaten sinir oldum. ki eski bölümlerden birinde idam sahbasına gidiyordu abisi. ben nasıl ağlamıştım. sac çok teselli etmişti gerçek değil mer ağlama diye ama. ağlamıştım çok hüzünlüydü. ya evet benim gene ağlayasım vasr. şöyle en hüzünlüsünden bi film tavsiye edin bana :p
*
bi resmimi buldum. yırtılmış. resimde tek ben varım. ama arkasında beraberiz yazıyor. süper bi klip konusu olmaz mı ha? :) odasında dolaşan bir genç kız. bi resim bulur. gülümsüyordur resimde herzamanki gibi. sonra resmin arkasına bi bakar ki beraberiz yazıyordur. ama resimde bile yalnız kalmıştır hayatta ki yalnızlığı gibi. sonra dışarı çıkar. eğlenen insanlar vardır dışarda hep tabi. sevgililer,arkadaşlar herkes güler. sonra mesela tam bi ikiliye bakarken bi resim gibi onun gözünde yırtılır sahne. anlatabildim mi :) yolda devam ederken böyle devam eder. ikili görüntülerin hepsi tekleşir gözünde. hüzünlüdür işe gitmek istemez. bi deniz kıyısına gider. bakar bakar denize. bu arada şarkı ilerliyordur. sahilde yürür falan. sonra dönüş yoluna girer. gene hüzünlüdür ama yırttığı tekleştirdiği resimleri ikilii görmeye başlar. en azından onların mutluluğuyla mutlu olmak ister. sonra eve gider. kapıyı açar. odasına geçtiinde resmi görür. o yırtılan resmin yarısı eklenmiştir. arkasına bakar. beraberiz sonsuza kadar yazılıdır. ve kız arkasını döndüğünde onu görür boynuna sarılır falan.. ım buna bide müzik gerekiyor tabi. pinhani’den bi şarkı olsun bu klibe. zaten kliplerini beğenmedim. yani çok boş. bilgisayar ortamında yapılmış, çok şey ifade eden ama çok kimsenin anlamayacağı şeyler düşünmüştüm onlar için halbuki. dön bak dünyaya için olsun bu klip senaryosu;
yalnız kaldıysan kalkıp pencerenden bir bak(kızmız sabah bi bakar pencereden tabi)güneş açmış mı yağmur düşmüş mü dön bak dünyaya
herkes gitmişse sakince arkanı dön bir bakdostun kalmış mı aşkın solmuş mu dön bak dünyaya
bir son bahar kadar yalnız bi kış kadar savunmasız ya da ilkbaharsan yolun başındaysan…asla vazgeçmeee… (burda dönüş yolunda mini kızımız,daha gülümseyerek falan)
ya klibimizde ki kız da vazgeçmedi ve sonunda sonsuza kadar mutlu yaşadılar :) bu da pinhaniye benden armağan olsun :p

Posted in eski 11:06 am tarafından mer

günler var hayatımızda. dönüm noktası sayılacak günler. geçmişte yaşamış olduklarımız da var elbet. dönüm noktamız saydığımız. ne biliym bi üniversite sınavı falan belki. ama her dönem yeni dönüş noktaları çıkıyor karşımıza .ve bizler birşey yapmak zorunda kalıyoruz. mecburi istikametimiz var. belki 2 tane yol var karşımızda ve seçmeliyiz. ve seçtim… insanoğlunun herzaman yaptığını yaptım. en kolay yolu seçtim. birzamanlar bana yapıldığı gibi kısa yolu seçerek yoluma devam ediyorum hayatımın sonuna doğru. uzun yollar olsun istiyorum hayatımda. uzun.. hiç bitmesin… bitmeyen bir uzun yol biliyorum aslında. kısa yol seçmelerim,seçmelerimiz bitmiyor. doğruyu bulmak adına üzülüp,sevinip gene sonunda üzülüyoruz. bu üzüntüler ne zaman biter diyorum. uzun yolu bulunca bitecek mi sanıyosun diyorum.. hangi uzun yol olursa olsun bırakmayacak mı sanıyosun üzüntüler yakanı diyorum mer’e.. “bi git ya” diyor.. ama bi gitme… sanki bir yol var önümde. ve sağlı sollu tali yollar. ben hepsine bi girip çıkıyorum sanki ve büyük asfalt yolda devam ediyorum. sanırım hayatı bu yol iyi açıklıyor. tali yollarda çok oyalanmamak gerkli belki. ama girilen yolun tali yol olup olmadığını girmeden anlamıyorz bu da en büyük sorun sanırım. akışına bırakmalı diyerek kurtuluyorum bu sorundan da işte. hayırlısı… ama hep yağmur yağmaz biliyormusunuz? her insan ayrı mevsimleri yaşar. belki siz şuan hayatınızın yaz mevsimni yaşıyorsunuz. yüzünüz apaydınlık ve çevrenizi bile mutlu ediyorsunuz. bazısı da sonbahar da belki. düşünceli ne yapacağını bilmez durumda. belki de hani gün gelir dışarı bakarsınız birileri kısa kollu dolaşır ama bazıları da montlarını çıkarmammıştır ya. işte ikilemdesiniz belki ilkbaharda ki gibi. kış mı geldi yoksa hayatınıza? yağmur kar şimşek fırtına… ama bilir misiniz?” insan yağmuru sevmeyebilir, sevmeye mecbur değil elbet,ama ne olursa olsun gökyüzünden gelene sövmemek gerekir çünkü hiçbir şey öyle kendi kendine düşmez yukarıdan ve yağan her nimetin de musibetin de ardında Allah vardır. sövdün mü semadan yağana, onu gönderene sövmek kadar büyüktür günahı” demiş elif şafak baba ve piç’te.. her ne mevsimdeyse hayatımız hepsi Allahtan. yaz geldiğinde şükretmesini bilen bizler teşekkür eden bizler Rabbimize, kış geldiğinde işler ters gittiğinde de şüküretmeyi bilmeliyiz değil mi? Rabbim belki bizlerden memnun değil. ve kafamıza bişilerin “dankkk” etmesini istediği için kış getiriyor hayatımıza. gene gene gene doğru yolu bulabilmemiz için. Rabbim şartları getiriyor bizlerde gene onun verdiiği akılla seçimler yapmamızı istiyor. bu kadar işte.. kış mı geldi.. geçecek.. gene yaz olması bizim elimizde. herzaman dediğim gibi. iyiyimdiyoruz ve iyi oluyoruz. mutluyum biliyomusun diyoruz mutlu oluyoruz. çünkü beynimiz okadar aptal ki ne desek inanıyo. ne versen yiyo :P(tüm yazıyı bu kelime ile mahvettim ya.bi ciddi ol be mer:p)herşey elimizde.. gitmek de kalmak da. her ne şey zorsa zorlaştıran da gene bizleriz. aramızdaki deniz değilaramızdaki uçurum değilaramızdaki zaman değilaramızdaki yalnızca ikimiziz.. yazıyor son aldığım okumaya başlamadığım kitabın arka kapağında. ön kapağında iki göz. gözlerde bekleyiş var. “lüften” demiş de bekliyor sanki neler olacağını.
son olarak gene elif şafak ın sözüyle bitirelim “gökten kafana ne yağarsa yağsın asla küfretmeyeceksin. buna yağmur da dahil”

Temmuz 31, 2006

Posted in eski 5:11 pm tarafından mer

Kaçtım kendime saklandım her küstüğümde
Vazgeçtim aynalardan vakitsiz uykularda
İnsan kendine rağman yaşamayı bilmeli bazen

bugün koşarkene film izledim. eski türk filmi. başrol oyuncusu en sevdiğim türk filmi artistidir. filmin adı küçük hanımefendi. ve başrollerde belgin doruk ve ayhan ışık. öyle şekerdi ki. konuşmaları mektuplaşmaları. kuçuk hanım kuçuk hanım diye dadısı geldi ve mektubu verdi. kucuk hanım heyecanla kalbine koydu ve koşarak odasına gidip yatağına attı kendini. attığında bi bacağı havadaydı. sonra üzücü mektubu okurken inmeye başladı bacağı. çok komikti. neyse işte. sevdim ben siz de izleyim nostalji yapın falan..

şimdi sırada istekler ;

*neden beğenmedim seni hadi şöyle ol deriz ki değil mi a dostlar. ım arkadaşım x senin şu huyun iyi değil bak. sen değiştir ona göre arkadaş olalım. bu mümkün müdür? hayatın özü denge midir mesela? herkes birbiriyle denk mi olmalıdır ki arkdaş sevgili eş vb. olsunlar? nedendir istenir bu bilmiyrum. ama sanırım hepimizin başına gelen şeyler bunlar. belki de bazen istediğimiz şeyler. hani arkadaşımızı da kendimiz gibi bilmek isteyebiliyoruz. ama bilmiyoruz ki o odur ben ben sen sen. illa denge kurucam diye uğraşmak lazım. bazen zıtlıklarla öyle güzel anlaşılır ki. insan olmayı da bilmeli sanırım bazen…
*sac ; ben ankaradaki abime tekirdağdaki teyzeme slm söylüyorum

Kim demiş aşıklar hep mutlu olur diye
Hesapsız seveceksin, canın ağzına gelsede
Vururken yalnızlık yüzüne
Sen pay edersin gönlünü onlarca hüzüne

birde burdan beni okuduğu haberini aldığım börni’ye selamlar gönderiyorum. en kısa zamanda gelicem :P

Temmuz 30, 2006

Posted in eski 4:16 pm tarafından mer

otobüste gördüm.:p çok şeker bir çocuk değil mi? yaramazlık gözlerinden okunuyor. ama olsundu. böyle bi çocuk olsundu ama yaramaz olsundu. ay bunu görsen yersin. tabi çekiminde güzelliği daha tatlı etmiş çocuğu. hele ben bi prof. fotoğrafçı olayım da yeğenim ömeri çekeyim en karizmatiğinden.

Temmuz 25, 2006

Posted in eski 6:20 pm tarafından mer

salata yemek güzel şey. şimdi 5 gündür akşam yemeğim olan salatanın tarifini vereceğim sizlere. :p
öncelikle göbek salatayı doğruyorsunuz elinizle olması tercihtir. amacımız vitaminin gitmemesi falan. devamında domatesleri alıyorsunuz küpküp şekilde kesiyorsunuz birgüzel. sonra salata kabına boca ediyorsunuz hepsini. devamında içine zeytin,peynir,salatalık,biber diyette değilseniz ceviz,kuru kayısı falan filan koyacaksınız. sos olarak ben elma sirkesi ekliyorum sadece. siz salata sosu olarak herşeyi kullanabilirsiniz. mayonez falan.. işte akşam yemeğimiz. bu kadar..
nerden esti de salatadan bahsettim ben. çünkü biraz önce (ki yazmak da zorlanıyorum) parmağımı kestim. tam da kırmızı domatesleri küp küp doğrarken kesiverdi bıcak parmağımı. ve domatesin rengi pembe kaldı kanımın yanında :p şimdi gerçekten düşünüyorm kanlı bi domates mi oldu diye? ama sanırım ben hemen bastırabildim üzerine. ve ananemden son inci;
_ a kızım ben de ne güzel şarkı söyleyerek doğruyorsun öle. hep böyle ol diyecektim. nazarım değdi dedi.
_teşekkürler ananee..
(asıl kesişimin nedeni aklıma geldi de.. bi şarkı çıktı televizyonda. evet ben de eşlik ediyordum. ve bu şarkıyı kimin bana gönderdiği, neler ifade ettiği falan gelmişti ki aklıma. evet acımadım.kestim…)

he evet benim böyle kitlelere şarkılar söyleyesim var biliyor musun? hele bugün koşarken çıkan şarkı bana süper bir ritim verdi. dımtısı öyle güzel ki. hemen aktarıyım.. mana itibariyle kötü sayılmaz :p

içime attım ne varsa
çalıştım herkesi
Aşkı da sevdim kavgayı da
Anlatamadım ki

Hiç korkmadım çelişkiden
Onaylanmadan ilişkiden
Ne çoğaldım övgüden
Ne azaldım yergiden

Kendimi sakladım görmeyi bilenlere
Vitrinime değil iklimime gelenlere
Deliyim aslında Allah’ına kadar deliyim
Kalbimi vereceğim aslımı görenlere

ayh falan işte…

buarada ben şaka maka yazar oldum ya biliyosunuz mu? ehe.. süperim ya :p

Sonraki sayfa